7 Haziran 2019 Cuma

Peygamber efendimizin üstünlükleri

Önizleme
Sual: Peygamber efendimizin, yaratılanların en üstünü olduğu, dost ve düşman tarafından bilinmektedir. Peki bu üstünlükler ana hatları ile nelerdir?

Cevap: Resûlullah efendimizin üstünlüklerinden, faziletlerinden bazısı, kitaplarda şöyle bildirilmektedir:

Mahluklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratılmıştır.

Allahü teâlâ, Onun ismini Arşa, Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır.

Meleklerin Adem aleyhisselama karşı secde etmelerinin emredilmesi, Adem aleyhisselamın alnında Muhammed aleyhisselamın nuru bulunduğu için idi.

Peygamber efendimizin dünyaya geleceği zaman, görülen alametler ve haller tarih kitaplarında yazılıdır.

Peygamber efendimiz, üç ve kırk yaşında Peygamber olduğu kendisine bildirildiği vakit ve elliiki yaşında miraca götürülürken, melekler göğsünü yardı ve Cennet suyu ile kalbini yıkadılar.

Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Muhammed aleyhisselamın nübüvvet mührü ise, sol kürekteki deri üzerinde, kalbi hizasında idi.

Resûlullah efendimiz, önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları da görürdü. Ayrıca Resûlullah efendimiz, aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü.

Peygamber efendimizin mübarek teri de, gül gibi güzel kokardı.

Resûlullah efendimiz, orta boylu olduğu halde, uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.

Resûlullah efendimiz, ne zaman yürüse, arkasından melekler gelirdi. Bunun için, Eshâbını önünden yürütür ve;

(Arkamı meleklere bırakınız) buyururdu.

Fahr-i kainat efendimiz, taş üstüne basınca, taşta ayağının izi kalırdı. Kum üstünde giderken ise, hiç iz bırakmazdı.

Peygamber efendimizin en büyük mucizesi, miraca götürülmesidir ki, başka hiçbir Peygambere verilmedi.

Peygamber efendimiz ümmi olduğu yani kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her şeyi bildirmiştir.

Resûlullah efendimizin aklı, bütün insanların aklından daha çoktur. İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi, Ona ihsan olundu.

Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselamın ismini kendi isminin yanına koymuş ve Ona, Habibim buyurmuştur. Bu ise, üstünlüklerinin en üstünüdür ki, Allahü teâlâ, Onu kendisine sevgili, dost yapmış ve hadîs-i kudside de;

(İbrahim'i Halil yaptım ise, seni kendime Habib yaptım) buyurmuştur.

***

Sual: Peygamberlere şefaat izni verileceği kitaplarda yazılı. Peygamber efendimiz de ümmetine şefaat edecek mi ve kimler bu şefaatten faydalanacaktır?

Cevap: Mahşer günü, kabrinden ilk önce Resûlullah efendimiz kalkacaktır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak isimli bir hayvan üzerinde mahşer yerine gidecektir. Peygamber efendimizin elinde livâ-ül-hamd denilen bayrak olacaktır.

Peygamberler dahil bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Mahşer halkı, beklemekten çok sıkılacaklardır. Önce Adem aleyhisselama, sırasıyla Nuh aleyhisselama, İbrahim aleyhisselama, Musa aleyhisselama ve İsa aleyhisselama gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her Peygamber, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler ve şefaat edemeyeceklerdir. Son olarak insanlar, Resûlullah efendimize gelip yalvaracaklardır. Peygamber efendimiz secde edip, dua edecek ve şefaati kabul olacaktır.

Mahşer günü, önce Muhammed aleyhisselamın ümmetinin hesabı görülecek, sırattan geçecek ve Cennete gireceklerdir. Resûlullah efendimiz, altı yerde şefaat edecektir:

Birincisi, Makâm-ı Mahmûd denilen şefaati ile, bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.

İkincisi, Resûlullah efendimiz şefaati ile, çok kimseyi hesapsız Cennete sokacaktır.

Üçüncüsü, azap çekmesi lazım olan müminleri azaptan kurtaracaktır.

Dördüncüsü, iman ile ölüp günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.

Beşincisi, sevabı ve günahı eşit olup, Araf denilen yerde bekleyen müminlerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.

Altıncı olarak Peygamber efendimiz, Cennette olanların derecelerinin yükselmesi için şefaat edeceklerdir.

Peygamber efendimizin şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi hesapsız Cennete gireceklerdir. Bu fazilet ve üstünlük de, yalnız Peygamber efendimize mahsustur.

Allahü teâlâ, Resûlullah efendimiz diri iken olduğu gibi, vefatından sonra da, dünyanın her yerinde ve her zaman Onun hatırı ve hürmeti için isteyenlerin duasını, hep kabul etmiş ve etmektedir. Zira Allahü teâlâ, hadîs-i kudside;

(Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Resûlullah efendimizin üstünlüğünü bildirmektedir.

***

Sual: Yapılan iyilikleri unutmayan kimselere vefalı insan deniyor. Elbette bu güzel huy, Peygamberlerde daha fazladır. Bu huy, Peygamber efendimizde nasıldı?

Cevap: Peygamber efendimizde bütün güzel huyların hepsi toplanmıştı. Resûlullah efendimiz cömert idi. Cömertlikten de birçok güzel huylar meydana gelmektedir. Bunlardan birisi de Vefadır. Vefa, tanıdıklara, yakınlara, arkadaşlara geçim işlerinde yardımcı olmaktır. Peygamber efendimiz cömert oldukları gibi vefa sahibi idiler. Yakınlarını, tanıdıklarını gözetir, onlara verdikleri sözü yerine getirirdi.

Peygamber efendimizin sözleri, yaşayışları, Onun yakınlarına, tanıdıklarına velhasıl herkese karşı nasıl vefa sahibi olduğunu açıkça göstermekte ve İslâm âlimlerinin kitapları, bu vefa örnekleri ile doludur. Onun, her güzel hali gibi, vefakârlığı da, ümmetine ve bütün insanlığa örnek olmuştur. Bu hususta Enes bin Malik hazretleri şöyle anlatmaktadır:

"Resûlullaha bir yerden herhangi bir hediye geldiği zaman mutlaka hazret-i Hatice'yi hatırlar ve;

(O hediyeyi falan kadına götürüp verin. Çünkü o, Hatice'nin arkadaşıydı. Onunla iyi görüşür ve onu çok severdi) buyurarak, sevgili hanımı hazret-i Hatice'nin hatırını gözetirdi. İşte bu sebepledir ki, hazret-i Aişe validemiz, zaman zaman;

"Hazret-i Hatice'ye gıpta ettiğim gibi hiç bir kadına gıpta etmedim. Çünkü Resûlullah ondan çok bahsederdi. Ne zaman bir koyun kesilse etinden mutlaka onun yakınlarına da gönderir, onun hatırını gözetirdi" buyurmuştur.

Bir gün Habeşistan meliki Necâşiden, mübarek huzuruna bir grup elçi gelmişti. Onları çok iyi karşılayıp iltifatlarda bulundular. Yer gösterip oturttuktan sonra o elçilere bizzat kendisi hizmet ederek ikramlarda bulundu. Peygamber efendimizin bu halini gören Eshâb-ı kiramdan bazıları;

-Ya Resûlallah; lütfen siz oturun, biz hizmet ederiz dedilerse de, Sevgili Peygamberimiz onlara cevaben;

-Vaktiyle onlar benim eshâbıma Habeşistan'da çok iyi hizmet ettiler. Zira o zamanlar eshâbım yurtlarından hicret etmiş, onların ülkesine sığınmışlardı. O günlerde onlar benim eshâbıma sahip çıkıp çok iyi ev sahipliği yaptılar. İşte o hizmetlerinin karşılığı olarak ben de şimdi onlara hizmet ediyor ve bu hizmetimden büyük zevk duyuyorum buyurdular.

Önizleme
Önceki Yazımız
Sonraki Yazımız

Editör işleri:

Sitemizdeki yazılar Ehli Sünnet alimlerinin kitaplarından aynen alınmıştır. Sitemizdeki tüm yazılar kaynak belirtilerek ve hiç bir değişikliğe uğramadan aynen alınmak şartı ile yayınlanabilir. Dualarınızı ve yorumlarınızı bekliyoruz.

0 yorum:

Sorularınız Dinimiz İslam.com hocaları tarafından cevaplandırılacaktır.

Lütfen dini suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz.

Teşekkürler.